Okullardaki, evlerdeki Ramazan Süslemeleri dini ve milli kültürün taçıyıcılardır.
RAMAZAN SÜSLEMELERİ ŞEAİR-İ İSLAMDIR !
İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş, okullarda ve evlerdeki Ramazan süslemeleri hakkında bir yazı kaleme aldı.
Amaçtan Değer Alan Ramazan Süslemeleri
İnsan, sadece düşünceleriyle değil, içinde yaşadığı görsel ve işitsel evrenle de şekillenir. İslam düşünce geleneğinde "Şeair", dini sadece vicdanlara hapsolmuş bir inanç olmaktan çıkarıp onu bir hayat nizamı, bir duruş ve bir kimlik haline getiren sembollerin bütünüdür.
Günümüzde sıkça tartışılan "Ramazan süslemeleri" meselesine de tam bu noktadan, yani eşyanın değerini amacından aldığı gerçeğinden bakmak gerekir.
1. Kurbanın Takısındaki Sır: Şeairullah
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de hac ibadetini ve kurbanlıkları anlatırken bizlere çok ince bir ufuk çizer:
> "Ey iman edenler! Allah’ın şeairine (nişanelerine), haram aya, kurbanlık hayvana (Hedy) ve onun boynuna takılan gerdanlıklara (Kalaid) saygısızlık etmeyin..." (Maide, 2)
Burada dikkat çekici olan husus, sadece kurbanın kendisine değil, onun boynuna takılan basit bir süse, bir gerdanlığa dahi hürmet istenmesidir.
Bir hayvanın boynuna takılan gerdanlık, sıradan bir takı olmaktan çıkmış; o hayvanın Allah yolunda feda edileceğinin, yani kutsi bir amaca hizmet ettiğinin nişanesi olmuştur.
Bir şey, hatırlattığı şey kadar değerlidir. Eğer bir süsleme bizi Allah’a, O’nun mübarek ayına ve kimliğimize götürüyorsa, o artık sadece bir plastik veya ışık değil, "Şeair-i İslamiye"nin bir parçasıdır.
2. Amaçtan Gelen Değer ve "İbka" Metodu
İslam dini, toplumsal örf ve adetlerle ilişkisinde reddedici değil, dönüştürücü ve onaylayıcı bir yol izlemiştir. Zulüm içeren adetleri kaldırmış (ilga), yanlışları düzeltmiş (tashih), ancak fıtrata ve tevhide aykırı olmayan güzellikleri devam ettirmiştir (ibka).
Ramazan ayı için yapılan süslemeler, toplumsal farkındalığı artıran ve haram içermeyen bir sevinç gösterisidir. İslam’da "eşyada aslolan ibahadır" (mübahlıktır) kaidesi uyarınca, bu tür estetik dokunuşlar dinin yasakladığı bir zulüm veya israf sınırına girmediği sürece "güzel bir adet" olarak baş tacı edilmelidir.
3. Batılın İşgaline Karşı Estetik Bir Barikat
Büyük bir alimin buyurduğu gibi: "Siz kendinizi hak ile meşgul etmezseniz, batıl sizi işgal eder." Bugünün dünyasında çocuklarımızın zihin dünyası müthiş bir görsel saldırı altındadır.
Noel ağaçları, Cadılar Bayramı kostümleri ve Batı menşeli birçok öğe, "kültür" maskesi altında nesillerimize yutturulmaktadır.
Eğer biz kendi evimizi hilal ile süslemez, sokağımızı kandillerle aydınlatmaz, Ramazan’ın coşkusunu çocuğun hayal dünyasına nakşetmezsek; o boşluk yabancı sembollerle dolacaktır.
Ramazan süslemeleri bu yönüyle pedagojik bir "kültürel savunma hattıdır." Çocuk, Ramazan’ı sadece bir "açlık zamanı" olarak değil; ışıklı, neşeli, estetik ve aidiyet hissettiği bir bayram iklimi olarak hatırlamalıdır.
4. Sonuç: Ramazan Bir Mekteptir
Ramazan sadece bir ibadet ayı değil, aynı zamanda bir kimlik mektebidir. Bu mektebin dekoru şeair, müfredatı Kur’an, ruhu ise takvadır. Sokaklara asılan mahyalar, evlerin köşelerine yerleştirilen hilaller ve çocukların ellerindeki fenerler, bize kim olduğumuzu ve kime ait olduğumuzu hatırlatan işaret fişekleridir.
Unutulmamalıdır ki; şeairi muhafaza etmek, sadece bir geleneği yaşatmak değil, geleceği yani nesillerimizi muhafaza etmektir.
Paylaşım
Hüseyin DEMİRTAŞ
Bolu İl Müftüsü